Tıbbın D vitaminini tanıması, “raşitik” ya da “rikıts (rickets)” denilen; kemik ağrılarından mustarip, eğri bacaklı, zayıf kemikli, halsiz ve gelişmesi geri kalmış “perişan” çocuklar sayesinde oldu. Sonra buna, menopoza giren kadınlar başta olmak üzere, ilerleyen yaşla birlikte artan, kemik erimesi (osteoporoz) eklendi. Ama D vitamini, yıllarca daha güçlü kemiklerin vitamini olarak kaldı.
Aslında, onun bu şöhreti kazanmasının ardında, kemiği sertleştiren iki mineralin yani kalsiyum ve fosfatın vücuttaki varlığını destekleyen “koruyucu melek” tavrı yatar.
D vitamini eksik veya etkisizse, kanda önce fosfat, sonra da kalsiyum düşer. Kanda kalsiyum düşünce, esas işi kalsiyum dengesini sağlamak olan parathormon (PTH) salgılanır ve kalsiyumu koruması için böbrekte D vitamininin aktif hale getirilmesini sağlar. Aktifleşen D vitamini, bir yandan kalsiyum ve fosfatın bağırsaktan emilimini kolaylaştırır, öte yandan böbreklerden atılmalarını azaltır. Böylece kemiği sertleştiren en önemli iki malzeme (kalsiyum ve fosfat) desteklenmiş olur. Parathormonun kendisi de, -eksilen kalsiyumun telafisi için- kemikten kana kalsiyum çeker ve böbrekten kalsiyumun atılmasını önler (Bakınız grafik).
İşte, kanda düşen kalsiyumun telafisi için parathormon marifetiyle kemikten kana kalsiyum taşınması,
D vitamini eksikliğinde kanda kalsiyum düşer, bunu dengelemek için PTH artar. PTH, eksiği kemikten kana kalsiyum çekerek karşılar; böylece “kemik erimesi” gelişir.
kemik erimesi (osteoporoz) olarak bildiğimiz hastalığı teşvik eder. D vitamini eksikliğinin hem en yaygın, hem en önemli sonuçlarından biri, budur.
Ama kemik erimesinin yalnızca D vitamini eksikliği sonucunda oluşmadığını söylemeliyiz. Kemik erimesinin pek çok sebebi vardır. Özellikle yaşlanmayı, menopoza girmeyi, kiloca zayıf olmayı, heparin, kortizon gibi ilaçlar kullanmayı, hâlihazır sigara içimini ve aşırı alkol almayı bunlar arasında sayabiliriz.
Kemik erimesinin tatsız yanlarından biri, çok ilerleyip kemik kırıklarına yol açmadıkça farkına varılamayışıdır. Genellikle kanda D vitamin (25-hidroksivitamin D: 25HVD) seviyesi 15-20 ng/mL’nin altına inmedikçe sessizdir. Birçok kişi yaşı ilerledikçe boyunun kısaldığını görür ama pek az kişi bunun kemik erimesinden olduğunun farkındadır. İlk belirtiler yaygın kas-iskelet ağrıları olabilir. Eksiklik arttıkça bu ağrılar daha belirgin hale gelir; tabloya kas güçsüzlüğü eklenir. En çok etkilenen kemikler, omurga ve uyluk kemiğidir.
D vitamin eksikliği daha ciddi düzeylere erişir, kanda D vitamin (25HVD) seviyesi 10 ng/mL’nin altına inerse, çocuklarda- raşitizm (rickets), erişkinlerde osteomalazi dediğimiz daha ciddi kemik hastalıkları gelişir.